18 Kasım 2007 Pazar

Gecenin Ezgisi

Samanyolu;
Düşen yıldız,

Gecemde kül rengi sevdalar
Ateş izinde aşk kokusu
Çizmeme bulaşmış yosun izi
Silemedim dalgaların sesini tenimden

Şehir akıyor ,Şehir yitiyor gözlerimden
Avuçlarımın isimlere sığmayan çizgileri
Yargıyı sorgular gibi silinmiyor
Samanyolu;
Gecenin ezgisinde...


Nilhan ÇİÇEK

Uzak kaderler için

Birgün, bir yağmurla garip garip
Çoluğu çocuğu terk edeceğim.
Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
Alıp başımı gideceğim.

Asır yirminci asırdır, amenna.
Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım
Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi
Uzaklar daha uzaklaşır.
Bir define çıkarır gibi kayalardan,
Ademden beri
Sımsıcak sevgilere muhtacım.

Bir gün alıp başımı gideceğim
Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar...
Belimi bir ılık şal sarsın, mavi
Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız
Rüyâlarım unutulmuş bir handa pes desin
Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında.

Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde.
Diyarı gurbette kanlı bir aşk,
Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde.
En uzak beyazlar,
En yakın ikindilerde, duygulu
Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam
İçip içip ağlasam...

Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum,
Herkesin derdinden pay isterken?
Uzak kaderlerin suları çağlar şimdi
Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden.

Birgün, bir parkta otururken, biliyorum
Bir el yağmurla dokunacak omuzuma
Bir çift göz, bir davet, bir kalp
Çoluğu çocuğu terk edeceğim.

Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak
Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
Toprak ve insan kokularıyla
Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için
Başımı alıp gideceğim.

Edip CANSEVER

Bitti O Sevda

Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
Kaybetti kumarda gözlerim
Kaybetti kumarda gözleri.

Bir koru rüzgarlaydı göğüs boşluğumuzda sanki
Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
Yani her soluk alıp verişimizde bizim
Bir mekik gibi kalbin
Bir mekiği gibi kalbim
İşleyip durdu bu yitikliği yeniden.

Ne kaldı

Farkında mısın bilmem
Gündüzler..
Gündüzler biraz azaldı

Artık Alıştım

Artık alıştım, öğrendim..
İlk değil
Bundan sonra
Son söz hep benim,
Kapım açık herkese
Buyurup gelsinler,
Varsa bir fincan kahvemiz
Zevkle ikram ederiz,
Bilirsiniz bir fincan kahvenin
Kırk yıl hatırı var,

Artık alıştım, öğrendim..
Hem ilk hem son söz benim

Ben böyleyim
Siz kabul dedikten sonra
Ben söze yeni başlarım,
Siz değil
Benim buyurmam lazım evvel
Tamam adet yerini bulsun gelelim,
Kahveyi siz ikram edersiniz
Ama kırk yıl hatır değil bu kahve
Hatırı olmazsa hiçOlursa ebede kadar,

Artık alıştım, öğrendim..

Bize göre değil yine de
Hep derim
Aldanabilirim belki
Ama aldatmam hiçbir kimseyi,
Çünkü ben böyleyim
Kendim gibiyim
Göründüğüm gibiyim yani
Ama siz de
Hem yiğidi öldürdünüz
Hem de hakkını yediniz!

Artık alıştım, öğrendim..

Ekmek aslanın ağzında diyorlar hep
Bu doğru
Kolay değil hiçbir şey, ama geç öğrendim,
Ekmeğimiz aslanın midesine indi sonra
Bu da doğru,Ve öğrendim ki
Aslan da aç ve o da ekmek arıyormuş artık!